efendimizaleyhisselam

Bugün de o üç büyük veliden biri olan Murâd-ı Münzâvî hazretlerinden bir nebze bahsedelim efendim...

Murâd-ı Münzâvî "rahmetullahi aleyh" Buhârâ'da 1643 senesinde dünyaya geldi. Hindistân'ın Serhend şehrinde; Silsile-i aliyye büyüklerinden Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretlerinden feyz aldı. Kemâle erip hilâfetle şereflendi. Şâm'da yerleşip, bir medrese yaptı. Daha sonra  İstanbul'a geldi. 1719 senesinde vefât etti. Eyüp-Nişanca'daki Sultân l. Mahmûd Hân'ın Şeyhülislâmlarından Ahmed Ebül-hayr Efendinin kabri yanındaki türbesini ziyâret edenler, mübârek rûhundan feyz alıyor, murat ve dileklerine kavuşuyorlar...

Murâd-ı Münzâvî buyurdu ki:

"Muhabbet kesbî değil (çalışmakla kazanılmaz) vehbîdir. Her kime muhabbet verilirse, bir daha geri almazlar."

"Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen tâlibe üç şey lâzımdır: Talep, çalışmak ve ilim."

Kendisi anlatır:

Şam'da ikamet ettiğim yıllardı. Bir defâsında İstanbul'a gitmiştim. Kalmaya niyetim yoktu. Hemen yola çıkacaktım. Lâkin Ramazân-ı şerîf girdi arkasından da kış başladı. O kış İstanbul'da kaldım...

Ordu, o günlerde bir sefere çıkmak üzereydi. Çok defa bu fakire, adam gönderip duâ isterlerdi. Bir gece yarısı kitaptan bir meseleyi okuyordum. "Vezir kethüdâsı (kâhya) geldi" dediler. "Getirin" dedim, yanıma gelip oturdu. 

- Hoş geldin Ahmed Ağa, bu vakitte hayırdır inşallah!

- Acaba bu vakitte bize duâ etmek Şeyh Efendinin hatırına gelir mi? diye vezir beni gönderdi. Selâm söyledi, dedi. Ben de dedim ki:

- Bizim, mübârek vakitlerde ve namazlardan sonra selâtin-i İslâma ve ümerây-ı İslâmiyyeye duâ etmemiz lâzımdır. Fakat mahallî icâbet oldunuz! 

- Mahalli icâbet ne demektir?

- Daha önceden bir mazlumun bedduâsını almışsınız. Mazlumun bedduâsı hakkında Resûlullah Efendimiz; Allahü teâlâ mazlumun duâsı için; "Bir müddet sonra da olsa elbette sana yardım edeceğim" buyurduğunu bildirdi, deyince; Ahmed Ağa ağlayıp şimdi bizim işimiz harâb olmuştur, deyip hâlini itirâf ve tövbe etti.

Ahmed Demirbaş

Developed by jtemplate