Buhara pilavı

Mustafa Ağabeyin hayatı “doyurması gerekenlerle”, “doyurulması gerekenleri” buluşturmakla geçti. Bu zor bir işti, katalizörlük yapayım derken reaksiyona da girdi, perhizleri erteledi. Misafirin şaşkını ev sahibine ikram edermiş o ikisine de ederdi. 

Zeytinburnu’nda garibhaneleri vardı, Türkistanlılarla birlikte Buhara pilavı yapar, tepsilerle sunar. Yanında ayran, üstüne gökçay.

Ben onun kadar keyifli yiyen birini görmedim. Mesela imambayıldı geldi, efendim bu ismi nerden aldı, hangi paşa hoşlanırdı, patlıcanın iyisi nerede yetişir, domates biber nasıl seçilir? Yeme içme adabı ile ilgili birçok inceliği de öğretiverir bu arada... 

Bir gün radyoda adamın biri Osmanlıya sataştı. Yok efendim padişahlar hainmişler de filan... Kıbrıslı hiç germedi, adamı kibarca uğurladı. Sonra Osmanlıyı bir anlattı o kadar olur... Muhatabını tahkir etmeden ama... Okşaya okşaya...